Delik Coraplar
3 Ağustos 2024 Cumartesi
Beni
10 Temmuz 2024 Çarşamba
KAV Kibritlerinin Şiiri
Evimde eskiden kalma kibritler var,
Her zaman elimin altındalar...
Eski bir favori markadır:
Kırmızı KAV kibritleri...
Bugün çeşit çeşit çakmaklar tercih ediyoruz ama;
bu KAV kibritlerinin unutulmasından sonra oldu...
Fiyatına göre mükemmel paketlenmiş,
sağlam küçük kutular,
Kırmızı ve beyaz;
Siyah büyük harflerden oluşan kelimeyle KAV yazısı,
sanki dünyaya yüksek sesle söylüyor gibi:
"İşte burada dünyanın en güzel kibriti"
5 cm'lik yumuşak çam sapı,
pürüzlü siyah renkli barutla ucu kaplanmış 40 çöp,
çok ciddi ve öfkeli ve inatla hazır,
alev alıp patlamak,
yakmak için belki de sevdiği kadının sigarasını son defa:
Ondan sonra asla ilki gibi yanmayacak...
Benden ne istersen sana geri vereceğim;
Ben sigara oluyorum ve sen kibrit
Ya da ben kibrit ve sen sigara,
Cennete doğru alev alan öpücüklerle yanan...
13 Eylül 2013 Cuma
16 Nisan 2013 Salı
Özgürlük Yolları
Giden, geri gelen, duran, geçen trenler. Gar boş çünkü şimdi, başının tam üstünde güneşle ve dumanla dolu kül rengi bir baloncuk, bir şarap ve pas kokusu... Ama raylar hep pırıl pırıl...
29 Mayıs 2012 Salı
Olur Öyle
bazen beni düşün
bazen benim düşündüğüm kadını düşün
bazen de benim düşündüğüm kadının düşündüğü erkeği düşün
25 Mayıs 2012 Cuma
Ephemera
Bir kez olsun gözlerimden yorulmayan gözlerin
hüzünle eğiliyor artık sarkmış göz kapaklarının altında,
"Sevgimizin solmasından”
Tükeniyor olsa da sevgimiz, gel
bir kez daha duralım gölün o ıssız kıyısında
uykuya daldığında tutku; o çaresiz yorgun çocuk,
o soylu saatte beraberce...
Ne kadar uzakta görünüyor yıldızlar
ve ilk öpüşmemiz ne kadar uzak
Dalgın gezindiler kuru yapraklar boyunca
“ Tutku, çok yıprattı yüreklerimizi.”
Ağaçlar çevreledi onları ve sarı yapraklar
dökülmüştü karanlığa solgun ağanlar gibi ve
o an yaşlı ve aksak bir tavşan sıçradı patikaya,
sonbahar üzerindeydi adamın: ve bir kez daha
durdular gölün o ıssız kıyısında.
Ölü yaprakları sürüklediğini görmüştü kadının,
döndüğünde;
sessizce topladığını onları,
gözleri, göğüsleri ve saçları gibi nemli.
Ah hüznü bırak
yorgunuz bizi bekleyen başka aşklar için,
sevmek ve nefret etmek için kaygısız saatler boyu
ölümsüzlük uzanır önümüzde, ruhlarımız
sevgilidirler ve bir sürekli ayrılış...
William Butler Yeats
17 Mayıs 2012 Perşembe
İmreni
Daha sonra üniversiteyi kazanmanın verdiği kıvançla, tavlayacağım kızların hayalini kurarak girdiğim okul kantininde umulmadık bir deja vu ile karşılaştım. Masalarının yanından plastik bir çay bardağıyla geçerken, okulun en güzel kadınlarını, yine liseyi dolu dolu yaşamayı başarmış bu güzel insanların yanında gördüm. Hepsinin masalarında adeta türdeş organizmalarda görülebilecek bir benzerlikle; yeni çıkmış cep telefonu, araba anahtarlığı, rayban güneş gözlüklüğü gibi aksesuarlar yanyana sıralanıyordu. Giyimlerine ve estetik görünüşlerine verdikleri önem, fitnıs salonlarında el emeği göz nuru çabalarla elde edilmiş gövdelerinin üstünde o kadar görkemli duruyordu ki, bu ortak görüntüyü belirlerken hangi erkek dergilerinden, ne çeşit bir moda anlayışından yararlandılar; onu ben bilemem! Bütün bu görsel harikayı üstlerine başlarına borçlularmış gibi bahsedip, etrafı nasıl mağrur mağrur kestiklerini söylemeden geçersem kendilerine yeterince imrenmediğim sanılabilir.
İyi kalpli cömert babalarının üniversiteyi kazanma karşılığında verdiği sözünü yerine getirerek armağan ettiği son model arabalarından yükselen trance ritmleri ile birlikte ağır karizma haleleri etrafa dalga dalga yayılan bu örnek gençler, şüphesiz ki almıştır Kıvanç Tatlıtuğ'u etmiştir Brad Pitt'i.. Gelgelelim sanılmasın ki bunların yanında kültür-sanat-edebiyat-spor dünyasından geri kaldılar. Bahçeşehir , Kültür , Bilgi gibi sermayedar kuruluşları olduğunu bildikleri akademilere hakettiklerinden fazla önem vermeyecek kadar bilinçli olduklarından; okullarını yerinde bir otopark alanı ve karşı cins piyasası olarak kullanır; Unifeb, Ultraslan gibi lümpen dernekleşmelerin listelerinde yer alır ve arada da spor sayfalarının yanında tv programlarının magazin saatlerine göz atmayı ihmal etmezler. En umulmadık yerlerde flört adayınızın arkadaşları olarak sizlerle tanıştırıldıklarında, rahatlıklarını ve özgüvenle belirledikleri medeniyet ölçülerini size sergilerken göz doldururlar.
İş hayatı başladığında, naçizane savunma mekanizmasından öteye geçmediğini şimdilerde anladığım mantığımla; "Hadi lise, üniversiteyi bu ambalajı izleyerek tükettim. Onlar kadar iyi değerlendiremediğim sosyal tarafımın yerine koyduğum özgeçmişimle iyi bir kariyeri hakediyorum" diyerek diplomamı aldığımda, sürprizlerin ardı arkasının kesilmeyeceğini anladım. Mezun olup, millet iş için sıtmalı gibi tirim tirim titrerken, kahramanlarımız kendi hayatı için; "Dayımla bir konuşucam, bana BBC'de bir staj ayarlayacak" diyecek kadar statüler ve sınıflar üstü bir flaş bombasıdırlar. Bu ve buna benzer kariyer örneklerine tanık olmuş bir kişi olarak, öyle gıyaplarında haber aldıklarım vardır ki, yakında cahil Amerikalıların; New York, Chicago, John Hopkins Universitesi gibi kürsülerinde doktoralarını vermek üzerelermiş. Hatta senatodan bir kaç kişinin bunları arayıp, Orta Doğu meselesine bir el atıp, yol yordam göstermeleri istedikleri bile rivayet olunur.
Bu toplumsal mucizelerin birer "kadın mıknatısı" olduklarından vurduğum dem, eğer satır arası kalırsa, ne kadar üzülsem kendimi affettiremem diye korkuyorum sonradan. Bugün alemde "kadın" addettiğimiz nicelerini -üstelik parmağını bile kıpırdatmadan- ikiz yataklarından geçirdiklerini söylememe gerek yok sanırım. Tüm bunlar yetmiyor gibi bir de şiir, öykü vs gibi blog çalışmaları olup, bunları kendilerinden hayran hayran bahseden kitlelere okutma şerefinden mahrum bırakmayacak kadar cömerttirler.
Bir tesadüf sonucu 20-30 gün kadar içlerinden biriyle aynı evde yaşama şerefine mazhar olduğumdan biliyorum ki, odalarının kapıları gözlerim beni yanıltmadıysa; her daim kilitlidir. (Tabi amına koyim var mı öyle Clint Eastwood gibi adamın odasına zırt pırt girmek!)
16 Mayıs 2012 Çarşamba
Pandora'nın Kutusu
İnsanlar arasında duygu bozukluğunu, güvensizlik paradoksunu yaratan şey, kişinin her zaman kendine saklayacak şeyleri olduğunu hissetmesinden kaynaklanıyor olabilir. Bunlar, benliklerimizi özel kılacak şeyler olarak kabul ediliyor.Böylece kendimizi başkasına aktarma konusunda bir "layık bulma" güdüsü yaratmış oluyoruz.Ama gelecekte karşısına oturmasına gönüllülük gösterdiği kişiye karşı erişilmez bir taraf yaratmanın yerini, saydamlığın alacağı bir insan geleneği herkesi saracak. Bedenleri paylaşmanın doğaçlama bir karar anına (ya da gözden geçirilmiş bir kişisel müzakereye) dayanıyor olmasına karşın, benliğe dair tüm duygular ve algılar şifreleniyor.Bu şifreler olmadan kapılar açık tutulmuyor. Oysa insan kendisinden yola çıktığı zaman görüyor ki; aptalca bir isteğini içselleştirip apaçık paylaşan birini; parmakları arasında tuttuğu bir ipi özenle germeye odaklanmış birine tercih ediyoruz, kendimize daha yakın bulduğumuz o "kusursuzluk fetişistleri" olmuyor. Kapağı açınca ortaya saçılacağını düşündüğümüz zaaflar konusunda acı verici bir yalnızlık çekiyoruz. Ama adımları belirleyen biz değiliz yürüyüş yolunun ta kendisi. Bunun idrakından sonra; adımların ölçüsüzlüğünden ve yolun çıkacağı yerden dolayı endişe duymakla vakit kaybetmeyeceğiz. Böylece karşımızdakiler tarafından yargılanma endişesi ve karşımızdakileri aynı sebeplerden yargılama dürtüsü ortadan kalkacak.
Bugünkü sahte anlam bolluğu ve bu bolluktan nasibini alamamış bir insan olarak görünme kaygısıyla, aynı bolluğun yarattığı aşırı anlamsızlık arasında sıkıştık. Bu yüzden başvurulan "kendini gizleme" alışkanlığı, nereye saklandığı unutulan soyutlanmış benlikler yaratarak hayatı yeterince sıkıcılaştırdı.
“Günün birinde kusursuz bir zar atma tekniği geliştirip, istediğiniz sayıları atabilirsiniz ancak rastlantıya bir son veremezsiniz.” Mallarme
27 Nisan 2012 Cuma
Ego
10 Nisan 2012 Salı
Yürümek
Belki bir gün uzun süre çimlerin üstüne basmaktan sıkılmadan durabilirim ve -oradan tiksinmeme rağmen- şehre geri dönmekten kendimi alamama dürtüsüne karşı koyabilirim. Onun dışında ne aklımı özgürleştirebilirim ne de algılarımı değiştirebilirim. Doğaya uygun şekilde beni düzeltecek hiçbir bilgiyi benliğime katamam, doğrusu katmak da istemem. Bunun bana katacağı kibirin sorumluluğunu almak istemem. Her şeyi normal karşılama çözümü, acıları azaltmasa da çıkış yolu aramanın getirdiği paradokstan insanı kurtarıyor.
3 Nisan 2012 Salı
Nefrete Övgü
Ama en büyük ideal olarak ortaya nefreti bastırmayı koydunuz, soğukkanlılığı ve elindekiyle yetinmeyi en büyük moda yaptınız; hatta erdemlilikmiş bu! Gözyaşlarını silip kurutmadan ağlamaya çekilinen odadan çıkmamayı icad eden sizdiniz, "biz'lik" istemeyi ayıpladınız; isyan etmek zayıflık, yalnızlıktan şikayet etmemenin ismi "benliğini tamamlama" oldu. En büyük cesaret kırıcı siz değil misiniz ve en büyük kötülük sizden çıkmadı mı? Güneş sönüp karanlık olduğunda; açları, ölüleri, aşkları, soğuğu ve kendinizi görmediğiniz için, bunu anlayışla karşılayacaksınız. Komşunuz ,ilkokul arkadaşınız ve sokak köpekleri itilip kakıldığında,dövülüp kırıldığında; dudaklarınızı büküp "hayat devam ediyor" diyeceksiniz.İnsanlığın kayıp nesnesini çalıp yerini unutan sizdiniz; ama açgözlü bir takdir bekliyorsunuz, avucunuzdaki bombalar patlamıyor hiç.Ve yine sakin kalmayı başarıyorsunuz!
30 Mart 2012 Cuma
Mutluluğun Istırapları
Z.Bauman, Yaşam Sanatı,s59
18 Mart 2012 Pazar
Postmodernt Etik, Z.Bouman, s31
Nefret Olmaksızın...
Orada seni izleyen birinin varlığına çeviriyorsun gözlerini. Utanınca yumruk oluyor ellerin, dirseklerinden ayrılmak üzere kolların. Bir övgücünün tatlı utanmazlığından içiyor, başın dönüyor ve seyrediyorsun. Git diyorsun, gitmiyor...
Gözlerine bakıyor çok kurnaz, acına ortak olmaya yeltenmeme iddiasıyla dolu gözleri var. Şefkatine duyduğun tiksintiyi ve övgüsüne duyduğun küçümsemeyi yeniyor. Şimdi artık senin yüzünde minnettarlık sevinci var..
At zorluyor, çekiyor. Boynundaki damarların kabarıyor. Bir övgücünün şefkati akıyor damarlarından. O yanında olarak sana iyilik yapmak istedi ya, bunlar olurken kendini çok yüce hissetti, sana karşı üstünlük kurdu...Evet. Kendine karşı da üstünlük kazandı köpek! Çünkü bu övgüyü dile getirmesi kendisi için kolay değildi!
23 Şubat 2012 Perşembe
Delik Çoraplar
Cuma... Buzla birleştirdim içkiyi hava kararınca.Sonra ipten aldım çorapları. Ters yüz ettim. Biraz oturdum koltukta. Enerjimi toplayıp kırdım dizimi. Sağ ayağımı çektim yukarı. Yerleştirdim ilk ayağımı içine ve yere indirdim. Diğerini kaldırmaya harcayacağım enerjiyle nukleer santral işletebilirim. Biraz bekledim. Biraz daha bekledim. Başımı arkaya doğru bırakıp yuvarlandım yatağa. Tavana baktım. Sperme benzeyen şeyi izledim tavana bakıp, aşağı doğru kayışını, yukarıda sabitleyemediğim o kuyruklu şeffaf ışık şeysini...
Nefes alıp doğruldum. Sol dizimi kırıp yanıma aldım. Parmaklarıma geçirdim çorabı çekiştirerek. Ve patatesi gördüm! Kıvırdım deliği, içe büktüm. Gece ne yapacağımı düşündüm, olasılıkları hesap ettim kendimden sıkılana kadar... Ayakkabımı giyip çıktım.
13 Şubat 2012 Pazartesi
Ben Var Ölmek
İstemek bir boyalı tebeşir
Karalamak ölümü
Ondan sonra gidilir
Bir uzansam çatıya
Kuş uçursam ilmikten
Ağzında cam kırığı
Keser ipimi birden
Dokusam kadehimi ince bir arsenikle
Kandırır tezgahımı, dostluk kurar mekikle
Suda görsem kendimi bakarım ayna olmuş
Ne kemik tarağı var, saçımdaysa üç yüz kuş
Ben var ölmek
İstemek vişne renkli bir balta
Tırnaklarımı kesmek
Sonra atlamak ata
10 Şubat 2012 Cuma
Referans
9 Şubat 2012 Perşembe
Bağışlama
Kişi karşındakinin gizemini nasıl keşfedecek, kendisi hakkındaki gizemden başını kaldıramazken daha...Söylenecek, okunucak, ortaya konucak,anlam atfedilecek,kutsal sayılacak her şey - bulutsu bir iç ferahlığı karşılığında bile- alaycılıktan fazlasını nasıl hakedebilir.Bu iç ferahlığına kavuşmak uğruna yapılabilecek en adi kurnazlıkları, ahlakla açıklanabilecek hangi adalet duygusu için feda edebilir insan.Umudunu kaybettiğini kendine itiraf edemediğinde sarılırsın bu fedakarlık duygusuna.Ancak böyle bir takas kişinin kendini telafi etmesine yarayabilir.
3 Şubat 2012 Cuma
Köprü
Kierkegaard
Egosantrik Özeleştiri
En büyük haksızlığı yapmak ve yine de anlaşılmaya devam edilmek istiyorsun ;sevgisini testten geçirmek için...Sonra da buna bilinçaltını keşfetmek diyip,kendinle ilgili hayallere dalıyorsun...







